“Apple, iPhone’nun yeni modelinde en az 0.5 inç daha büyük ekrana sahip olacak”

Neredeyse tüm haber ajansları ve üretici firmaların doğruladığı bir haber var: “Yeni iPhone daha büyük ekranla gelecek

Daha önce de yazdığım gibi Apple’ın platform olarak en büyük üstünlüklerinden biri yalnızca iki cihaza -yani iki farklı çözünürlüğe- sahip oluşu: iPhone ve iPad. Bunun ne avantajı oluyor derseniz yazılım geliştiriciler uygulamayı yazarken farklı çözünürlüklere uyumlu olması için ekstra zaman kaybetmiyorlar. Tabii bir de bu sürecin test ve bug fix aşamalarından da kurtuluyorlar. Diğer yandan tasarımın da farklı çözünürlüklere uyumlu olması için bazı noktalardan feragat etmesine gerek kalmıyor. Tasarımcı daha özgür ve rahat hareket edebiliyor.

Ancak görünen o ki Apple bu avantajını bir süre için törpülüyor. Haberin en alt paragrafı oldukça önemli. 4:3′ten 13:9′a geçileceği ve büyümenin yalnızca büyük oranda yapılacağı geçiyor. Bu konu durumu biraz hafifletse de Apple’ın riskli bir karar aldığını düşünüyorum.

Yeni boyutun oturup %80-90 kullanım oranına ulaşması min. 2-3 sene demek. Düzenli olarak development’ı devam eden milyonlarca uygulama ve daha niceleri düşünüldüğünde bu kararın dünyada toplam kaç adam/saat’e karşılık geldiğini merak etmemek elde değil. (;

Olan yine developer/designer’a olacak gibi. Apple 2-3 sene içinde yeni standartına kavuşmuş olacak. Google ve Windows ise bu sorunu sonsuza kadar yaşamaya&yaşatmaya devam edecek.

Did you like this? Share it:

Yurtdışındaki Şirketlerle Uzaktan Mülakat

Neredeyse bir sektör haline gelmiş bir konu: telefonda mülakat. Çok fazla ahkam kesmeden, kendi yaşadığım tecrübeler üzerinden kısaca birkaç madde yazacağım. Tabii ki genel mülakat kuralları ve birinci derece mantık çerçevesinde kalan şeyleri geçiyorum:

  • Mülakatı video ile yapmasanız dahi üzerinize pantalon gibi gömlek gibi ciddiyet kazandıran şeyler giyin. Benim üzerimde çok etkili olmuştu bu yöntem. Ses tonumdan ruh halime kadar.
  • Mutlaka şirket ve başvurduğunuz pozisyon hakkında bir araştırma yapın. Ofis nerede, kaç kişi var ve hangi pozisyonlarda çalışıyorlar, başvurduğunuz şirketin dünya üzerindeki yeri, amacı, pazarı…
  • Soru sorun! Konuşma esnasında yani “sorunuz var mı?” sorusuna kadar muftemelen aklınıza gelen ilk soru işaretlerinin cevaplarını almış olacaksınız. Bu sebeple mülakat öncesi ne soracağınızı düşünmeniz ve çıkarmanız en mantıklısı.
  • Mülakat öncesi ve karar verme aşamlarında sizinle mülakat yapan ve/veya beraber çalışacağınız ekibi inceleyin. Linkedin‘de izler bırakın. Başvurduğunuz pozisyona göre sosyal ağlarınızda çeşitli update’ler yapmanız gerekebilir, bu detaya özen gösterin.
  • Mülakat öncesi karşı tarafa gönderdiğiniz her türlü yazılı şeyin karşınıza çıkabileceğini unutmayın. Bu sebeple CV’niz başta olmak üzere aranızda dönen dökümanları iyi inceleyin.
  • Muhattap olmanız muhtemel sorulara önceden çalışın. Geçmiş tecrübeleriniz, bu pozisyona neden başvurduğunuz, kariyer hedefiniz gibi. İngilizce anlamında mülakat öncesi bu soruların cevaplarına çalışmanın yararını göreceksiniz.

Tabii konunun bir de teknik boyutu var.

  • Şu kitaba mutlaka bakın derim.
  • Bir assignment aldıysanız, maili görür görmez konumunuzu paylaşın, “şu an maili gördüm ama min. 4 saat sonra çalışmaya başlayabilirim” gibi. Çünkü kimi zaman planlanmamış bir şekilde “as soon as possible”lı mailler gelebiliyor.
  • Yanlış yaptığınız, eksik kaldığınız bir noktadan sonra aklınız orada kalmasın.
  • Başvurduğunuz pozisyona göre alanınızın basic konularının üzerinden geçin. Örneğin web için HTTP protokolü, algoritmalar, standartlar, browser mantığı, performans…
  • Ve yine söylüyorum, CV’nizde yazan herşeye dikkat edin.
Did you like this? Share it:

Twitter’da Futbol Taraftarlığı

Başlık biraz iddialı oldu. Amacım yalnızca profesyonel kimliğini kenara koymayıp/koyamayıp futbol taraftarlığına devam edenleri eleştirmek.

Dünyanın her yerinde sosyal ağları kullanıclar şekillendirir. Örneğin Twitter -ürün olarak- “nerede olduğunu/ne yaptığını 140 karakter ile paylaşma” vizyonuyla yola çıktı. Günümüzde farklı toplumların farklı kesimlerinde, apayrı amaçlarla kullanılıyor. Türkiye’de Twitter’ı futbol için kullanan ciddi bir kitle de var. Ki bunu Trending Topics’lerden anlamak çok kolay.

Benim derdim bu kitleyle değil tabii ki. Benim derdim profesyonel kimliklerini yansıttıkları Twitter hesaplarını, futbol fanatizmine kurban edenlere. Yeri gelmişken fanatizm konusunda da oldukça iddialıyım. Deplasman, basketbol, voleybol, havaalanı karşılama, antreman ziyareti, pankart boyama…

Ama twitter hesabımda bu yönümü hiç yansıtmamaya çalışıyorum. Beni takip eden tuttuğum takım hakkındaki popüler esprileri/son dakika gelişmelerini değil, başka şeyleri arıyor çünkü.

Herkese kişisel tavsiyem sosyal ağlardaki bu ayrımı iyi yapmaları yönünde.

Did you like this? Share it:

Tart Yaz Kampı 2012 Başvuruları Başladı

Geçen sene -birincisine- bizzat kendimin de katıldığı, Tart Yeni Medya Mutfağı‘nın düzenlediği Tart Yaz Kampı 2012 için başvurular alınmaya başlandı.

Yine Tart bünyesinde çalışan 12 eğitmen tarafından verilecek eğitim maratonu 5 hafta sürecek. 15 “aşçı adayı”nın katılacağı kamp sonunda 5 kişi Tart bünyesinde çalışmaya başlayacak. Tüm detaylar, ders programı, eğitmenler vs şurada.

Ders programını incelemeniz ne kadar değerli bir eğitimin sizi beklediğini fark etmeniz için yeterli. Ben geçen sene Twitter’dan duyduğumda ismi çok “ajans”ı andırdığından umursamamıştım, şanslıyım ki ders programına bakmışım. (;

Özetle: Yaz Kampı’nı ve kamp sonrasında 9 ay çalıştığım -kamptan gelip de ilk ayrılan (istifa) benim galiba (;- Tart’ı genç developer’lara şiddetle tavsiye ederim.

Did you like this? Share it:
© Copyright © 2010-2012 | Erman Taylan'ın Türkçe Bloğu
CyberChimps